30 Ocak 2018 Salı

Değirmenci ile Baykuş

İçiniz daraldıysa veya hayatın gerçekleri canınızı acıttıysa bu kitap iyi gelebilir. Şiddetin her türlüsünün "normal" gösterilmeye çalışıldığı bir dünyada tam tersi noktadan bakarak "insan" olduğumuzun iyi yanına değiniyor yazar. Göknil Genç'in kaleminden çıkan hikayeye Vaqar Aqaei'nin resimleri eşlik ediyor. Bir sevgi hikayesi, dostluk hikayesi anlatılan aslında ve öylesine narin bir dokunuş bırakıyor ki, hep üzerinizde kalsın istiyorsunuz etkisi. Hatta tüm çocuklara dokunsun o etki ve silinmesin diye isteyeceksiniz. En çok da büyüdüklerinde kodlarına dostluk ve sevgi işlensin ve kötü olan ne varsa, onlardan uzak dursunlar diye. Can Çocuk Yayınları tarafından basılan kitapta yaşlı bir adam ile baykuşun dostluğuna tanık oluyoruz.

Bir adada yaşayan insanlar var ve adanın diğer yanında değirmenci. Tek başına yaşayan yaşlı adamın tek sıkıntısı yalnız olması aslında. Bir gün değirmenin yan tarafına gelen kanadı yaralı bir baykuş ile başlıyor dostluk. Baykuş için merhem hazırlayan yaşlı adamdan hiç korkmayan kuş için ilk sinyaller alınmış bile. Hayvanların ve çocukların içgüdülerine inanın derler ya, belki de onu doğruluyor bu hikayedeki baykuşun hali. Hazırlanan merhemin kendisine iyi geleceğine inanıyor baykuş ve hemen alışıyor yaşlı adama. Değirmenci de evinde samandan bir yer hazırlıyor minik misafiri için ve yaralarını beraberce sarıyorlar. İyileşme sürecinde birbirlerine oldukça alışan ikili için ayrılma vakti geldiğinde durum zorlaşıyor. Yaşlı adam yine eski yalnızlığına geri dönüyor ama elinde de baykuş ile geçirdiği güzel zamanlar kalıyor. Ona anlattığı hikayeleri dikkatle dinlemesi, ona dostluk ve arkadaşlık etmesi ve onunla un dağıtmaya gitmesi. Baykuşun merakı çok güzel bir şekilde resmedilmiş. Özellikle gözlüğün bir camından bakarken çizilen resme bayıldım. Aynı küçük çocukların merakı ve sevimliliği gibi. O kadar şirin görünüyor ki, insanın tüm hüznünü ve yalnızlığını yok edebilecek gibi.

Yaşlı değirmenci bir gün bakıyor ki bizim sevimli baykuş geri gelmiş ve değirmenin üzerine yuva yapmış. Nasıl, bu kısmı okuyunca siz de mutlu oldunuz değil mi? Seneler öncesinde köyde anlatılan bir hikaye canlandı gözümde. Bir leylek köylülerce tedavi edilmişti ve sonraki sene o leylek yine çıkagelmiş ve aynı evin damına yuva yapmıştı. Bu hikayedeki baykuş gibi ama aradaki fark; bizim sevimli baykuşun sürekli olarak yerleşmesi değirmencinin evine. Sevim Ak'ın Puf, Pufpuf, Cuf, Cufcuf ve Cino adlı kitabında olduğu gibi dostluğun ve sevginin sadece aynı türler arasında değil tüm canlılar arasında kurulabileceğini çok güzel bir hikaye ile anlatıyor yazar. Hemen belirtmem gerekiyor ki resimler de hikayeyi tamamlar nitelikte. Tüm duygulara eşlik ediyor resimler. Bazen sözler ve kelimeler de gerekmiyor duyguları anlamak için. Bir baykuşun sizi sevdiğini anlatmaya yetmez örneğin hiçbir kelime zaten. Aynı şekilde yaşlı adamın onunla ilgilenmesi, yaralarını sarması ve kendi evini ona açması da yeterince açık değil mi duyguların aktarımında sizce de? Bu hikaye garip bir mutluluk hissi bıraktı bende. Baykuşun gözlüğün tek camından bakarken ki sevimli hali mi, bitmek bilmeyen merakı mı dersiniz; yoksa yaşlı adamın yalnızlığına ortak olması mı bilemiyorum ama galiba sevgi ve dostluğu hissetmek iyi geldi. Bir canlının "yaşaması" için harcanan çaba iyi geldi. Ölmek ve öldürmek bu kadar basit ve alışılan olunca zarar gören ruhum beslendi. Belki doğadadır ilacımız ve özümüze dönerek her canlının yaşama hakkı olduğuna olan inancı besleyerek çıkabiliriz bu karanlıktan. Hayvan hakları için mücadele eden kişilere kulak vererek ve şiddetin en büyük cezai işlemlerle karşılaşması için uygun hukuksal zemininin hazırlanması ile yaşamı güzelleştirebiliriz. Hiçbir şey yapamasak da, yaşlı değirmenci gibi yarasını sardığımız canlıda kendi derdimize merhem olabiliriz. Kim bilir belki daha umutlu ve mutlu oluruz o zaman...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder