10 Eylül 2017 Pazar

Yağmur Saçlı Kız

Uzun bir süredir çocuk kitapları üzerine okuma yapıyor ve yazmaya çalışıyorum. Ağzımda hep çocukluğumdaki masalların tadı gezdi bu süre zarfında. Diyebilirim ki ona en yakınlarından birisi “Yağmur Saçlı Kız” oldu. Kütüphanede hemen okudum bizim küçük cadı kütüphanenin oyun grubunda oynarken. Şimdilik mekanı deneyimlemesi bile önemli benim için. “Çocuk Kütüphanesine Gidiyor Olmak” onun için tercih edilebilir bir şey ve bu onun yaşı için yeterli bile. Üstelik bu mekanların nasıl düzenleneceğine dair dünya örnekleri çoğaldıkça bizlerin daha atacak çokça adımımız olduğunu da görüyorum bir kez daha. Oyun onların hayatının gerçeği ve hayal güçlerini besledikleri en temel şeylerden bir tanesi. Tam da bu nedenle bu mekanların daha fazla “çocuk” olması, daha çok onların dünyasına yakın olması gerekiyor. Öyle veya böyle, Kocaeli’de bir çocuk kütüphanesi olması bence olumlu bir şey. Umuyorum ki bu yazıyı okuyanların da kendi şehirlerinde böyle kütüphaneler vardır. 

Gelelim kitabımıza. Çocukken ben daha çok masal dinleyerek büyüdüm. Sonraları masal kitapları okudum. Şimdilerde çocuk edebiyatında niceliksel büyüme belirgin. Öyle ki sadece çocuk kitapları basmak için açılan yayınevleri var artık. İyi ki de var. Bu niceliksel büyüme ile hem çeviri kitaplar aracılığıyla farklı ülke ve kültürlerin sözleri ve çizimleriyle tanışıyoruz hem de yereldeki gelişmeleri görebiliyoruz. Şu düşünce çok mutlu ediyor beni; dünyanın pek çok ülkesinde çocuklar kendilerine okunan hikaye/masal kitapları eşliğinde rüyaya geçiyor. Nasıl da büyüleyici bir şey değil mi? Okuduklarının kendilerinde bıraktıkları hayal dünyası işlemeye başlıyor ve rüyalarımız okuduklarımızla süsleniyor. İşte tam da bu nedenle “iyi” diye bildiklerimizin dolaşıma girmesini kıymetli ve olumlu bir çaba olarak algılıyorum. İşte elimdeki kitap üzerine yazarken de bir “iyi” olanın daha okunmasını diliyorum büyüklerce ve çocuklarca.

Gelelim kitabımıza. Doğaüstü güçler var Yağmur Saçlı Kız’da. Örneğin Masal Kuşu var, saçlarını taradığında yağmur yağdıran ve doğanın bereketini saçlarında taşıyan bir kız var. Onu kalben dinleyen ve isteklerine kulak veren bir küçük serçenin çırpınışları var bir de. Daha ne olsun değil mi? Bu masalda dünya küçük bir küre ve sorunlarını çözmek için çabalayanlar var aslında iyi gelen yanıyla. Yağmurun yağmadığı, ürünlerin büyümediği, hayvanlar ve insanlar için malum sonun yaklaştığı coğrafyaya Yağmur Saçlı Kız’ın yetişmesi ve dertlerine çare olması var mesela. Masal kuşunun kanadında tüm dünyayı gezen kızın bu sorunu çözüp kendi yerine döndüğünde karşılandığı dostlarında bulandığı sevgi yumağı var mesela. Tüm hayvanların kardeşliği var bir de. Hani insanların yapamadığını yapabilenlerden. Hani bize böylesiyle de örnek olanlardan. Dolayısıyla yineliyorum ama tüm unsurlarıyla çocukluğumdaki masalların tadı var bu kitapta. Masal kuşunun kanatlarına sanki ben de atlayıp, kanatlarını her çırptığında onunla beraber dünyayı gezerken, gördükleriyle hayran kalan benmişim gibi dünyaya. Bu gece rüyamda belki ben de böylesi bir deneyime ulaşabilirim. Bireysel çaresizliklerimizi belki de masallarda çözülmüş gördüğümüz içindir bunca sevmemiz bu masalları.

Çok klasik gelecek ama iyiler kazanır, kötüler kaybeder masallarda. Doğa belirli bir dengededir ve çözüm iyiden yana işler her zaman. Adalet tesis edilir yeniden ve bizler de mutlu bir şekilde kapatırız son sayfayı. Olması gerekendir, ideal olandır aslında sonlar. Yağmur Saçlı Kız bu susuz bölgeye yardım ederken hem ağlar, hem de saçlarını tarar hızlıca. Hem gözünden süzülen yağmur damlaları, hem de saçlarından dökülenler sanki hepimizin yaralarına değiyor ve şifa veriyor. Toprak nasıl suya doyuyorsa bizler de okur olarak doyduğumuzu ve susuzluğumuzu giderdiğimizi hissediyoruz. Sonraki bölümde ise Yağmur Saçlı Kız’ın kırılan tarağı için bu sefer başkaları yardıma koşuyor. Böylece bir çocuğun ninesine ait bir tarak veriliyor kıza. En çok hoşuma giden kısmı da aslına bakarsanız o bilge ve yaşlı kadınların yaşamları sona erse de derman dağıtmaları. Bu sefer de öyle oluyor ve kızın yeni tarağı soruna çözüm oluyor. Kadınların iyileştiriciliği var bir başka yanıyla da. Kadınların doğadan yana olan tavırları var, birleştirici ve şefkatli kolları var, kendi cinsi dışındaki tüm canlıları kucaklayışı var. Kadınların özgürlüğe olan düşkünlükleri var bir başka yanıyla da. Masal kuşunun kanadında dünyayı gezme istekleri ve şifa dağıtma arzuları var.

Galiba ben daha çok yazarım da kitabı okumanıza izin vermem :) Tamam burada bırakıyorum ve çocukluk tarafımdan gelen en güçlü sesleniş ile tavsiye ediyorum Tudem Yayınları tarafından basılan ve Çiğdem Gündeş’in kaleminden hayal dünyamıza gelen bu kitabı. Özgür Gücüyener de çocukken dinlediğim masalları resmedip önüme koyuyor her bir çizimi ile. Kütüphanede bu kitabın nice çocuğa ulaşacağını düşünerek ve masal kuşunu rüyama davet ederek bitiriyorum yazımı. Sevgi ve tavsiye ile…

Not: Yayınevinin bilgilendirmesi ile kitabın kapağının yenilendiğini öğrendim. Yeni görseli ve video linki aşağıda yer almaktadır: 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder