17 Haziran 2017 Cumartesi

"Çocuklar siber zorba veya mağdur olduğunun farkına varmıyor" diyen Prof. Dr. Emel Akca 'oğlak sohbetleri'nde :)

Son dönemlerde sıkça duyduğumuz siber zorbalık kavramı ile ilgili merak ettiğim her şeyi (Siber zorbalık nedir? Siber zorba kime denir? Siber zorbalıktan kaçınmak için neler yapılabilir vb) bu alanda TÜBİTAK destekli bir araştırma projesini hayata geçiren Prof. Dr. Emel Şerife Baştürk Akca ile konuştuk. “Çocuklar, siber zorba ya da mağdur olduğunun farkına varmıyor; bilinçli internet kullanımını geliştirmek çok önemli” diyen Prof. Dr. Akca'nın söylediklerini ve araştırma sonuçlarını merak ediyorsanız sohbetimize kulak kabartabilirsiniz :)

Saadet: Hocam, öncelikle davetimizi kabul edip “oğlak sohbetleri”ne katıldığınız için teşekkür ederim. Siber zorbalık üzerinde konuşacağız sizinle. Bir projeniz vardı ve bunun üzerinden çalışmalarda bulundunuz. Biraz projeden bahseder misiniz?
Prof. Dr. Akca: Elbette, öncelikle bu proje bir TÜBİTAK projesi olarak hayata geçti. 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin siber zorbalık üzerindeki algılarını iki yıl süren bir çalışma ile takip etmeye çalıştık. 7 ayrı ilde gerçekleştirdiğimiz çalışmada önce anket çalışması, sonrasında da odak grup çalışmaları yapıldı. 3-4 ay kadar önce de sonuç raporunu yayınladık.

Saadet: Peki nedir siber zorbalık?
Prof. Dr. Akca: Siber zorbalık bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla veya bir diğer ifade ile çevrimiçi ortamlarda bir kişi veya grubu tehdit etmek, düşmanlık besleyip bunu göstermek, korkutmak, sindirmek, veya taciz etmek olarak belirtebiliriz. Biz de kendi çalışmamızda ilköğretim grubundaki çocukların bu konuya dair algılarını ölçmeye çalıştık.

Saadet: Sizi bu konuda çalışmaya iten şey neydi?
Prof. Dr. Akca: Beş yıl kadar önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın organize ettiği bir toplantıya katılmıştım. Bu toplantıda yeni medya üzerine kaygı odaklı konuşmalar yapıldı. O an ben de acaba bu kadar kötü mü durum ve kaygılar ne derece gerçekliği gösteriyor diye merak ettim. Bu çalışma o zamanda beliren bir şeydi zihnimde. Türkiye’deki durumu görmek istedim açıkçası. İnternet riskli diyoruz ama bunun Türkiye’deki gerçekliği nedir diye bir veri bulamıyoruz. Yine dijital açık denilen bir kavram var; yani teknik, ekonomik ve sosyoekonomik koşullar nedeniyle internete erişim sağlayamayanlar var. Dolayısıyla aslında söylenenler bizde neye tekabül ediyor, merak ettiğim şey buydu.

Saadet: Peki hocam biraz çalışmanızdan bahseder misiniz?
Prof. Dr. Akca: Elbette, 2015-2016 yılları içerisinde İstanbul, Samsun, Ankara, Van, Gaziantep, İzmir ve Adana’daki çeşitli okullarda 7 ve 8.sınıf öğrencilerinden 400 öğrenci ile anket çalışması yaptık. Yine çalışma kapsamında 80 öğrenci ile yüz yüze görüşmeler yaptık. Çalışmada benim yürütücülüğümde, Prof. Dr. İdil Sayımer, Doç. Dr. Jale Balaban, Yrd. Doç. Dr. Bircan Ergün Başak araştırmacı olarak yer aldı. Ayrıca projenin danışmanlığını da Prof. Dr. Bülent Coşkun üstlendi. Arş. Gör. Seda Ergül, Arş. Gör Neslihan Yolçu, Fatma Nur Şen, Murathan Birinci, Güher Dündar ve Rabia Onur Gür Cansız gibi lisansüstü öğrenci ve asistanlarımız da destek verdi çalışmaya. “Türkiye’de Temel Eğitimde Gençliğin Siber Zorbalık Konusunda Farkındalık Geliştirmek: Gençlerin Siber Zorbalığı Algılayışı, Yaygınlığı ve Farkındalığa İlişkin Alan Çalışması” adındaki proje TÜBİTAK tarafından desteklendi.

Saadet: Uzun soluklu bir çalışma olmuş. Merak ediyorum, nelerle karşılaştınız?
Prof. Dr. Akca: Öncelikle çalışmaya katılan öğrencilerin %80’i internet ve bilgisayar erişim sağlayabiliyor. Bunlardan %90’ı da facebook kullanıcısı. Katılanların %11.64’ü sözlü siber zorbalığa maruz kalmış, %10.13’ü de siber zorbalık yaptığını belirtmiş. Yine çalışmaya katılan öğrencilerin %56.5’i internette tanımadığı kişilerle konuştuğunu söyledi. Yine internette sözlü tacize maruz kalan öğrencilerin %57.6’sı bunu sosyal ağlardaki şikayet kısımlarına bildirdiklerini belirttiler. Bu önemli bir şey çünkü şikayetin ardından kısa bir süre sonra şikayete konu olan ileti siliniyor. Aslında şuna dikkat etmek gerekiyor; siber zorbalık bir anlamda akran zorbalığının çevrimiçi halidir. Yani gündelik hayat içinde zorbalık yapan kişi aynı zamanda çevrimiçi koşullarda da bunu sürdürüyor. Yine verilerde karşımıza çıkan bir şey daha var o da şu; öğrenciler ilk kısımda yani anket kısmında siber zorbalığa maruz kalmadıklarını belirttiler, ancak yüz yüze görüşmede yaşadıklarının siber zorbalığa girdiğini fark ettiler. Yani farkındalık sorunu vardı ve bu çalışma ile belirginleşti. Sosyal ortamlarda özellikle “şaka” gibi algılanan, ama siber zorbalığa giren söz ve cümleler hakkında farkındalık oluşturma kısmı bu çalışma özelinde önemliydi.

Saadet: Peki siber zorbalığa maruz kalan öğrenciler kime açılıyor? Aile kaçıncı sırada mesela?
Prof. Dr. Akca: Öğrenciler siber zorbalıkla karşılaştıklarında bunu öncelikle yaşıtları ile paylaşmayı tercih ettiklerini söylüyorlar. İkinci sırada aile ve son sırada eğitimciler yer alıyor. Türkiye’de çocuklar yetişkinleri kendilerine rehber olarak görmüyorlar. Çocukların en büyük kaygısı baskıcı ve tutucu tavırlar. Çocukların büyük kısmı aileleri gibi öğretmenlerini de kendilerine bu konularda yakın görmüyorlar. Temelde suçlanacakları kaygısını taşıyorlar. Bir Başka kaygıları ise internet erişimi ve/veya cep telefonu kullanımlarının engellenmesi. Dolayısıyla kendilerine en yakın buldukları yaşıtları ilk uğrak yerleri oluyor.Çalışmaya başlarken planlanmasa da ilerleyen süreç bizi ailelere de götürdü ve onların da bu süreçte yapabileceklerini araştırdık. Öncelikle yasaklamak ve engellemek bir çözüm değildir. Baskıcı ya da yasakçı tavırlar çocukları ailelerden uzaklaştırmaktadır. Unutmamak gerekir ki internet ve bilişim sistemleri, oyun ve eğlence aracı olduğu kadar, öğrencilerin içerik ürettikleri de bir alan. Onların internet kullanım becerilerinin geliştirilmesi, yaratıcı içerik üretim süreçlerine dahil edilmesi ülkenin gelişimi açısından da oldukça önemli. Bu anlamda aslında olması gereken onların bu üretim sürecinde bilinçli davranmaları ve farkındalıklarının artması. Etik kuralları taşımaları yönünde uyarılarda bulunabilir ve içerik üretimleri desteklenmelidir.

Saadet: Ben de oraya gelecektim. Neyi öneriyorsunuz internet kullanımında?
Prof. Dr. Akca: Öncelikle çevrimiçi ortamlar çocuklara anlatılmalı. Bu ortam nasıl bir ortamdır, neler paylaşılır ve içerik üretimi yapılırken nelere dikkat etmek gerekir diye konuşulabilir. Yine en önemli konulardan bir tanesi zaman yönetimi. Çocukların internete girmeleri değil de buradaki zaman yönetimleri üzerine ikazlar yapılabilir. Yani bir diğer ifade ile araçsal olarak kullanımı ön plana çıkarılabilir. Kullanmasınlar, internette olmasınlar demek doğru değil, zaman değişiyor ve aslında olması gereken doğru yollarda ilerlemek. Bu da az önce bahsettiğim konuların dikkate alınması ile gerçekleşebilir. Aile, güvenlik amaçlı uyarılarda bulunabilir. Örneğin ev adresi, telefon numarası, ya da kişisel bilgilerin (T.C. Kimlik numarası gibi) paylaşımı yapılmamalıdır. Yine okul bilgisi de verilmemeli, örneğin içerik üretiminde okul forması veya logosunun yer almaması konusunda öğrenciler uyarılabilir. Kişisel güvenlikle ilgili tedbirler alınmalı.


Saadet: Sizce gençler sosyal ağlarda paylaşım yaparken nelere dikkat etmelidir?
Prof. Dr. Akca: Siz yazdıklarınızı silseniz de asla toprağa gömmek diye bir şey söz konusu değil. Bu nedenle sinirli olduğunuzda bir durup 5-10 sn.sakinleşin ve sonra istiyorsanız paylaşımda bulunun. Yine, grup fotoğrafları da sıkıntılı bir konu. Siz grup fotoğrafında iyi çıkabilirsiniz ama aynı karede bir başka arkadaşınız kötü çıkabilir. Empati kurmak gerekiyor sanırım. Sadece bir başkasının kötü bir pozisyona düşmemesi için özenli paylaşımlarda bulunmak ve karşınızdakini incitecek, üzecek yorumlardan kaçınmanız gerekiyor. Bir öğrenci mesela arkadaşı için; “Sürekli yazdığım şeylere olumsuz yorumlar yapıyordu. Bu da beni üzüyordu” dedi. Yüz yüze görüşmelerde karşımıza çıkan bir başka şey de şu; sırlar paylaşılıyor ve ifşa çok yaygın. Bunlar da aslında siber zorbalıktır. Bilinçsizce yapılan şeyler aslında siber zorbalığa giriyor ve öğrenciler bunun farkında değillerdi.

Saadet: Siber zorbalık nasıl kırılır veya kırılabilir mi?
Prof. Dr. Akca: Elbette kırılabilir. Zorbalık durumlarında bizim siber zorbalık döngüsü dediğimi bir döngü işler. Siber zorbalık, yalnızca kurban ve mağdur arasında yaşanan bir durum değildir. Bir de zorbalığa tanık olan, “seyirciler” vardır. İşte zorbalığa sessiz kalanların seyircilerin, dolaylı olarak zorbalığa destek verdiğini söyleyebiliriz. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; bir öğrenci her paylaşımına olumsuz eleştiri yapan bir arkadaşından bahsetti. Arkadaşı yeni saç şekline olumsuz yorum yapmış. Bir süre sonra bir başka arkadaşı da “Bence, o kadar da kötü değil” diye yorumda bulunmuş. Bu cümle bile zorbalığı kesmeye yetmiş. Saçları ile dalga geçilen kız bu cümle ile kendisini kötü hissetmekten vazgeçtiği, herkesin onun hakkında olumsuz şeyler düşünmediği hissettiğini söyledi. Seyircileri “pasif zorba” olmaktan çıkartıp mağdurun yanında durabilecek farkındalığa eriştirmek çok önemli. Böylece siber zorbalık döngüsünü kırmak mümkün olur.


Saadet: Hocam sizce okullarda internet kullanılmalı mı?
Prof. Dr. Akca: Bence eğitimde internet araçsal olarak kullanılmalı. Ayrıca öğrencilerin internet kullanımını engellemenin uygun ve doğru seçenek olduğunu düşünmüyorum. Bence olması gereken onların içerik üretiminde ve internet kullanımında dikkat etmeleri gerekenleri belirtmek, farkındalıklarını arttırmak ve zaman yönetimini konusunda bilinçlendirmek. Bunun dışında öğretmenlere, ailelere ve öğrencilere düşen görevleri de sıraladık raporumuzda. Nihayetinde bilişim çağındayız. Dijital yurttaşlık ve bilinçli internet kullanımı konusundaki konuşulacak çok şey var. Bence bunların üzerinde durmak gerekiyor. Şunu bence iyice anlamak gerekiyor ki, gündelik hayattaki zorbalık çevrimiçi ortamlara taşınıyor. Çözüm İnterneti engellemek değil, zorbalığa engel olmaktır. Çocukların sokağa çıkmalarına nasıl engel olamayacaksak, internet kullanımına da engel olamayacağız ve olmayalım da.

Saadet: Çok teşekkür ederim hocam, oldukça bilgilendirici bir sohbet oldu. İlgilenenler için detay bilgilerin yer aldığı web adresine(www.siberzorbalik.net) bakabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder