26 Nisan 2017 Çarşamba

"Heves edersen olur ne dersen" derdi anneannem...

Hayat bazen duralatır sizi. Çok sevdiğiniz birinin hayatınızdan ansızın gittiği an gibi mesela. Ya da söyleyemediklerinizin söylediklerinizden fazla olması gibi. Ağırlık yapar söyleyemedikleriniz hem zihninizde hem bedeninizde. Bazen ama en çok da daraldığınızda doğa yine imdada yetişir. Der ki sessizce "Hayat devam ediyor ve her şeye rağmen güzel, sen sadece onun ruhuna uy." Bu sesi duyanlar var mı benim gibi?


Bazen mesela boş ve soğuk duvara renk verir. Hem de öyle sıcak öyle içten bir dokunuştur ki o ister istemez ahengine kapılırsınız. Aklınızı başınızdan alır birkaç dakikalığına da olsa. Siz de görüyor musunuz o renkleri?
Bazen de kendinizi çok yorgun ve üzgün hissederken, enerjinizin yetemeyeceğinizi düşündüğünüzde olumsuzlukları yok etmeye, önünüze sadece kendini sunar. Hem de bir kısmı toprağın altında, diğer kısmı üstünde; ama her koşulda yaşama tutunarak. Köklerini gökyüzünden aldığı enerji ile besler ve altındaki toprağı sıkıca tutar. O bunu yaparken sizi de yaşama bağlar aynı zamanda, hem de siz farkında olmadan.
Sonra bir anda tırmanmaya başlar iyi olan her şey yeniden. Öyle kolay değil ama sakin ve ısrarlı bir halde. Sarıp sarmalar sizi de kendisine. Şöyle fısıldar size "Merak etme seviyorum seni, içinde bulunduğun zorlukları aşacaksın, sen yeter ki iste." İşte o an sizden öncekilerin hele de bilge kadınların sözleri çınlar kulaklarınızda. Örneğin anneannem derdi ki "Heves edersen olur ne dersen." Yaş aldıkça kıymeti artar sanki sözlerin. Ya da sen sözün ardındakini dinlemeye başlamışsındır kaybettiklerini düşününce.
Bazen de küçücük bir ipe dolanır hayat. Öyle bir dolanır ki siz izlerken bile yaşamdan olan bu ısrarlı tavra hayran kalırsınız. Onlara bakarken erken gelen pes etmelerinizin beyhudeliğini düşünürsünüz içten içe.


Hiç ummadığınız bir anda bu kez kapının arkasına itilmiş bir çiçeğin soğuk betona sarılışını görürsünüz. Öyle pervasızca salınır ki, sanki tek söylemek istediği şey şudur; "Yaşamak kıymetlidir, kıymeti verdiğin değerdedir, peşinde koştuğun niyettedir"




Sonra, sonra ne olur biliyor musunuz? Niyetiniz, hayata verdiğiniz değer ve hayattan aldıklarınız kadar kısa bir hikaye bırakırsınız arkanızda. Hikayeniz dinlendiğinde kulağa nasıl gelecekse o kadardır sonrakilerde bırakacağınız iz. Siz rolünüzü oynayacaksınız sadece, ama role ne katacağınız ve hangi rolü üstleneceğiniz sizin elinizde. Örneğin bir çiçek olduğunuzu farz edin ve hangisi olacağınızı hayal edin. Renginiz ne olacak mesela? Hangi mevsim açmayı isteyeceksiniz? Hangi sudan beslenip, hangi toprağa sarılacaksınız? Ya da sadece suda mı kök salacaksınız? Sadece hayal edin, bedeninize hapsolan ruhunuzu salın dışarı ve onun aslında dünyayla nasıl da bir ve doğaya nasıl da uygun olduğunu seyre dalın. Belki sadece doğadan koptuğumuz içindir bunca karmaşamız. Belki sahiden ona ve ruhuna yakınlaşırsak azalır ızdırabımız. Belki söyleyemediklerimize bir yol buluruz orada. Kimbilir belki sadece acı çeken yanlarımız şifaya koşar ansızın.

2 yorum:

  1. İcten, duygusal, pozitif, cana yakın ve en güzeli insanca.
    Benden canı gönlümden tebrikler kuzen.
    Çok hoş bir yoldan gidiyorsun ve götürüyorsun çevredekileri.
    İyili varsın KUZEN.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim güzel yorumlar için. Beğenmene sevindim, öpüyorum küçük cadıyı :) Sevgiler...

    YanıtlaSil