24 Nisan 2017 Pazartesi

Eğer Bir Fareciğe Kurabiye Verirsen :)

Bazen anne baba olmak veya bir canlının büyümesine eşlik etmek zor olabiliyor. İşte böyle zamanlarda “seni anlıyorum” cümlesi ve türevleri yetişiyor imdada. Elimdeki kitap tam da bu duyguyu verdi bana. Fareciğe Bir Kurabiye Verirsen kitabını okurken bir anda “Evet evet benim evimde de böyle bir farecik var” dedim. Bilgi Yayınevi’nin Bilgi Çocuk Serisi’nden yine güzel bir kitap elimdeki. Yazarı Laura Numeroff, resimleyeni de Felicia Bond. Türkçe’ye Yasemin Yener tarafından çevrilmiş kitabın kapağı sizi tam da en şefkatli yanınızdan yakalıyor.

Çocuklarla yaşayan veya çalışanlar bilirler ki işler bazen sahiden de zor olabiliyor. Bir yerde en uzun ve zor büyüyen yavru insan yavrusudur gibi bir şey okumuştum. Zaman zaman evet doğru derim bu cümleye. Öyle birkaç gün veya yılla bitecek bir iş değil. Hele de kültürel geçmişiniz evli barklı olsanız da anne-babanız için hala çocuk olduğunuzu söylüyorsa daha da söz söylemiyorum. Gerçekten yoğun bir emek, sabır ve özveri isteyen bir şey bir yavrunun büyümesine eşlik etmek. Elbette aynı zamanda çok ama çok da öğretici bir süreç büyükler adına. Çocuk büyütürken öğreniyorsunuz çoğu duyguyu. Hatta pek çok kişi çocuğu olduktan sonra kendi anne babasına bakışının değiştiğini söyler. Onları daha iyi anladığını ve üzerlerinde nasıl da büyük emeklerinin olduğunu o zaman farkettiklerini ifade ettiklerini söylerler.
Elbette niyetim anne-babalığı kutsallaştırmak değil, bu zor ve uzun soluklu yükte nasıl bir süreç izledikleri veya neyi iyi/kötü yaptıklarını ellerindeki çocuk büyüdüğünde onların kuracakları sözcüklerden anlayacaklar. Kısacası üremek dışında bir şey çocuk büyütmek. Kesinlikle sevgisiz olmayacak bir iş. O nedenle sadece anne-baba değil eğitim dünyasında yer alan herkesin de çocukları sevmesi ilk koşul olmalı bence meslek seçiminde. Olmazsa hem çocuklar adına hem de bu mesleğe girenler adına kayıplar büyük olur.
Gelelim kitabımıza. Bir küçük kurabiye isteyen fareciğin isteğini yerine getiren çocuk ardı arkası kesilmeyen bir sürü isteğe daha yanıt vermek zorundayken bulur kendisini. Çocukların bitmek bilemeyen isteklerini farecik üzerinden anlatan ve isteklerini yerine getiren bir çocuğun durumundan da büyükleri anlatan kitap oldukça keyifli bir yol izlemiş. Okurken bir yandan da “Galiba dünyanın her yerinde çocuk büyütürken benzer şeyleri yaşıyor büyükleri” dedim. Çünkü istekleri bitmeyen bu küçük yavrular için tüm enerjinizi harcadığınızda yeni bir istek bekler sizi. Laura Numeroff bizim yaşadığımız kültürden olmasa da dili ve anlatımı ile sanki yanımdaki bir büyük. Fareciği de sanki bizim evin cadısı.

Sanırım çocuklara ayna tutuyor kitap. Bunu oldukça da sevimli bir şekilde yapıyor. Kırmadan dökmeden ama yanındakileri anlamasını sağlama çabasının eşliğinde yapıyor bunu. Resimler oldukça güzel ve sözü tamamlayan şekilde yerleştirilmiş. Kısacası tam da okul öncesi çocuklara uygun bir kitap. Kendi kişisel sürecimden yola çıkarak söylüyorum ki okul öncesi gruba ait kitaplar, çocuklar kadar büyüklere de iyi geliyor. Bazen kafanızda dönüp dolaşıp da dilinize getiremediğinizi dillendiriyor sizin adınıza bir kitap veya tek sayfa çizim. İşte bu kitap da benim için böyle bir kitap. Tamam doğru, çocuklar sürekli istekte bulunuyorlar, hatta sizin enerjiniz zayıflasa ve tam bitti evet dinlenebilirim deseniz de bir yenisi ile karşılaşıyorsunuz. Çalışan annelerden çok duyduğum bir cümle vardır; “Haftasonu çocuklarla daha çok yoruluyorum.” Bu cümlenin haklılık payı da var evet. Bu payda babaların da rolü var onu da atlamak istemem. Bu kitapta da fareciği bir erkek çocuğu besliyor, büyütüyor.

Yine de ve bunlarla birlikte, keşke tüm yükümüz çocuklarımızınki gibi olsa. Onlara sarıldığımızda veya onlardan aldığımız küçücük bir cümlede dünyalara bedel mutluluklar yaşıyorsak her şeye değiyor. Keşke onlara en az onlar kadar güzel bir ülke ve dünya bırakabilsek. Varsın onlar gönüllerince kurabiyelerine ilave isteklerle karşımıza gelsinler. Yeter ki sağlıklı olsunlar ve neşeleri eksilmesin. Yeter ki biz onlara layık olabilelim. Çokça endişemiz var, bunlarda haklıyız da, ama yine de ve onlardan aldığımız umutla yazmaya, konuşmaya ve düşünmeye devam edeceğiz. Çünkü çocuk dünyası başka türlüsünü hak etmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder