5 Nisan 2017 Çarşamba

Balığım Şiir Yazdı- Mavisel Yener * Aytül Akal

Elimdeki bir şiir kitabı. Hem de 4 yaş üstü çocuklara uygundur notuyla basımı yapılmış. Mavisel Yener ve Aytül Akal’ın elinden çıkan şirin mi şirin bir kitap. Mandolin Yayıncılık’ın basımını üstlendiği kitap evimize giren ilk çocuk şiir kitabı. 

Normalde kitap tanıtım yazıları üzerine yazarken pek tercih etmediğim bir yol olsa da bu sefer biraz özel deneyimlerimizden bahsedeceğim. İlk kez bizim evin küçük cadısına şiir kitabı getirdik kütüphaneden. Tepkisini merak ediyordum. Babası okudu ve uykuya daldı. Ertesi gün elinde kitapla “Anne biliyor musun bu kitap çok ama çok değişik. Çok şaşıracaksın ben okuduğumda” dedi ama içi içine sığmıyor. Ben de “Hmm, acaba nesi farklı ve neye bu kadar şaşıracağım, merak ettim” dedim. Aslına bakılırsa nesinin farklı olduğunu biliyorum da asıl ondan duymak istiyorum. 5 yaşındaki küçük cadı hemen aldı kitabı eline (okuma bilmese de resimlerinden okuyor şimdilik) ve başladı anlatmaya: “Öncelikle bu bir şiir kitabı. İnanabiliyor musun bir şiir kitabı” dedi. Sonra da her sayfasını tek tek gezip kendince hepsine kısa öyküler uydurdu. Dinledim sonuna kadar ve sonra da ben okudum kitabı tekrar.

Neden bu özel durumu paylaştım biliyor musunuz? Açıkçası ben de şiire nasıl tepki vereceğini bilemiyordum çocukların. Aldığım tepkiler oldukça güzeldi ve sanırım bizler geç kalıyoruz çocuklarımızı şiirle tanıştırmaya. Bu farkındalığımı açık söylemem gerekirse Denizli’de bir okulda görev yapan Ayşe Caner öğretmen sayesinde edindim. Bir sunumda bizlere öğrencilerine şiiri nasıl sevdirdiğini, daha doğrusu küçük adımların onlarda nasıl güzel dönüşümlere yol açtığını paylaşmıştı Ayşe öğretmen. Onu dinlerken ve sunduğu görsellere bakarken bir çocuğa şiir okumak ve şiir kitabını eve getirmek neden hiç aklıma gelmedi diye de sordum kendime. Çok güzel bir şeye sebep olmuştu Ayşe öğretmen. Çocukları okuma yazma bilmeden önce şiirlerin sihirli dünyasına girmişti onunla. Sonrasında da olay Ayşe öğretmenden çıkıp başka başka ve güzel yerlere varmıştı. İşte bu kitabı kütüphaneden seçmemde bu sunumun payı çok büyüktür, söylemeden geçmek istemedim.

Gelelim kitabımıza. Resimler oldukça güzel ve renkli. Çocukla bir şekilde haşır neşir olanlar bilir ki resimler özellikle okul öncesi grup için çok önemlidir. Çoğu zaman sözün yerine geçerler. Aklıma şimdi de illüstratör Ege Karadayı’nın sözleri geldi. Kendisine çocukken kitap seçimini nasıl yapardın diye sormuştum. O da”Tamamiyle kitap kapakları ve çizimlerinden ve bende bıraktıkları hislerden” diye yanıt vermişti. Şimdi bu gözle de bakıyorum elimdeki kitaba ve kesinlikle oldukça güzel olduklarını düşünüyorum. Öncelikle sıcacık çizimler ve içinizi ısıtıyor, sonra her çocuğun hayatında olmasını isteyeceğimiz kadar renk var. Bir de farklı konuların görsellerde sunumu oldukça incelikle işlenmiş. Çizimlerde yer alan insanlar gülümsüyor. Bu ara bu duygu özellikle iyi geliyor bana, belki size de öyle gelir.

Kitap bir balığın şiir denemesi ile başlıyor ama ilk deneme pek iyi olmuyor. Sonra ikinci deneme geliyor ve bizler şiir okurken bir yandan da şiire konu olan kişi veya durumla ilgili de bilgi ediniyoruz. Edindiğimiz bilgileri de pekiştiriyoruz. Balıktan sonra tavşan, nine, kedi, aile, öğretmen, oyuncaklar, çocukların karmaşık durumları, ikizler, insan bedeni, babanın ayakkabısı, liman, yelkenli, yağmur, kuşlar, sesler, solucan, ateşböceği, diş ve hasta gibi konular da dahil oluyor şiirlere. Özellikle hoşuma giden ve ilgiyle baktığım bir bölüm de oyun hamuru üzerine yazılan şiirdi. Belki bizim de oyun hamuruyla fazlasıyla ilgilenmemizdir beni böylesine bu kısma çeken. Yine öğretmenin konu edildiği kısımda örnek bir öğretmen görüyoruz. Çocuklarla oynayan, tempo tutan, şarkı söyleyen ve öğrencileriyle kuşa, kediye, ağaca, buluta, taşa, toprağa, sincaplara el sallayan bir öğretmen. Nasıl da güzel geliyor kulağa değil mi? Bir de resimlerini görseniz nasıl beğeneceksiniz bir bilseniz.

Kitaptaki bir başka konu da Başka Bir Dil adlı şiirin işlendiği kısım. Yuva arkadaşının yaptığı olumsuz davranışları mısralara döken yazarlar nasıl güzel işlemiş konuyu öyle. Okurken ve incelikle sunulan mesajlara bakarken sahiden saygı duyuyorsunuz yeniden ortaya çıkan işe.

Kitap birbirinden farklı pekçok konuyu şiirle çocukların dünyasına alırken aslında onların etraflarına karşı daha bilinçli bakmalarını da sağlıyor. Yani bir solucan şiire konu oluyor. Konu olmakla kalmıyor, soru sorduruyor mesela. Ya da örneğin kulak üzerine şiir başlığı atılıyor. Size, yani büyüklere çok sıradan ve tepki vermemizin olanaksızlaştığı her konu çocuklar için heyecan verici olabiliyor. Bence güzel olan da bu aslında. Bizden değil, çocukların göz hizasından bakıyor yazarlar ve resimler. Daha ne desem bilemedim ama bizi ve bizim özelimizde küçük cadımızı şiirin dünyasına böylesine güzel bir şekilde geçiren kitap bence sizlere de iyi gelecek. Hatta bence en çok büyüklere iyi gelecek. Böylece belki hepimiz yeniden o sihirli dünyanın kapısından girer ve yaşamın zorluklarında derin bir nefes alabiliriz.

Bu yazıyı yazarken son söz yerine belki de Nazım Hikmet’in bir dörtlüğü ile vedalaşabiliriz.


“Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.”

2 yorum:

  1. Selvi Çınar5 Nisan 2017 10:11

    Hiç aklıma gelmemişti çocuklara şiiri önermek,okumak.Ne kadar güzel erken yaşta tanışmaları.Teşekkürler bir pencere açtın yine.Son paragrafta güne anlam katıyor.sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim. Bizim de ilk denememizdi ve sanırım devamı gelecek. Gündem zor evet ve tam da bu yüzden "iyi" diye bildiklerimizi paylaşıyoruz. Sevgiler

    YanıtlaSil