7 Mart 2017 Salı

Masal Battaniyesi

Öncelikle belirtmek gerekiyor ki bu kitabı elinize aldığınızda iki şey çekiyor sizi. En azından beni kendisine çeken şeyleri söyleyebilirim. Birincisi kitabın adı olan “Masal Battaniyesi.” İkincisi de kapaktaki resim. Yedi tane çocuk bir battaniyeye oturmuş ve üzerlerinde bir ağacın dalları var, üstelik dallara asılı ayakkabılar var. Gel de “neler oluyor oralarda?” diye merak etme.

İşte çocuk kütüphanesinde elimi attığımda aldığım kitap böyle geldi evimize. Bir süre bizde kalıp sonrasında başka çocukların evlerine konuk olacak. Ne güzel bir şey değil mi? Kim bilir kaç evde kaç çocuk bu güzel kitaplarla uykuya dalacak. Rüyasında acaba neler görecek? Hayal dünyasına hangi sembol ve simgeler yerleşecek? Tavsiyem o bilinçaltı veya bilinçdışı denilen yerleri en azından iyi diye bildiklerimizle doldurmamız. Zaten yeterince olumsuzluk var ve maalesef yeterince nasipleniyor çocuklar. Bari ve en azından hayal dünyalarına güzel birkaç cümle, birkaç kitap bırakalım. Bakarsınız dal verir, meyve verir ve birgün bize anlatır hissettiklerini. Mesleğine, uğraşına, aşına katar ordan edindiği olumlu duyguları. Kendi dünyasının dışındaki yaşamlara, evlere konuk olur bu kitaplarla ve beslendikleriyle yaşamı daha yaşanır kılar. Sonra belki gün gelir onlar da bir battaniye üzerine topladıkları çocuklara masallar anlatırlar, okurlar. Hayali bile güzel değil mi sizce de? 

Neyse ben kitaba geri dönüyorum az önceki hayalimi yanıma alarak. Ferida Wolf ile Harriet May Savitz tarafından yazılan ve Elena Odriozola tarafından resimlenen kitap Nesin Yayınevi tarafından basılmış. Kitapta karlı dağların ortasında yer alan bir köyde bir Masalcı Nine varmış. Bu nine köydeki çocuklara masallar anlatırmış. Çocuklar onun ördüğü battaniyenin üzerinde oturup masalları dinlerken nine de onları izlermiş. Elinde çay bardağı, yanında sehpası ve üzerinde demliği olan Masalcı Nine bir gün masal anlatırken çocuklardan bir tanesinin ayakkabısının delik olduğunu fark etmiş. Çocuklar eve gittiklerinde Masalcı Nine, o çocuğa kalın bir çorap örmek istemiş. İstemiş istemesine ama kar fazla olduğu ve köyde yün kalmadığı için azıcık bocalamış.
İşte kitabın en güzel ve umut verici kısmına geliyoruz. Masalcı Nine klasik cümlesini söylemiş; “Her sorunun bir cevabı vardır”. Sonrasında da battaniyenin bir kısmını söküp ordan elde ettiği ip ile çocuğa çorap örmüş. Gece olunca da, bunu çocuğun kapısına bırakan Masalcı Nine sadece çocuğu değil köyde ihtiyaç halinde olan çoğu kişiyi de düşünmüş elbette. Sonunda postacıya bir atkı, okul müdürüne bir çift eldiven, Bayan Ivanov’a bir önlük, bir bebeğe battaniye derken böyle devam etmiş liste. Etmiş etmesine de bir yandan da çocukların oturduğu battaniye günden güne küçülüyormuş. Öyle bir an gelmiş ki artık battaniye kalmamış ortada. Çocuklar masal dinlemeye geldiklerinde üzerinde oturacakları bir battaniye bulamamışlar. 
Köylüler sonunda olayı çözmüşler ve tüm bunları yapabilmek için Masalcı Nine’nin kendi battaniyesini söktüğünü anlamışlar. Bu sefer onlar Masalcı Nine’ye bir sürpriz yapmak istemişler. Yine kar varmış ve yün almaya gidemiyormuş köylüler ama olsun çözüm istenirse bulunabiliyormuş. Bunu öğrenmişler Masalcı Nine’den. Hem sahiden iyilik bulaşıcı da olabiliyormuş meğerse. Köylüler de her evdeki battaniyelerinden biraz söküp ip çıkarmışlar. Böylece rengarenk iplerden oluşan ip yumaklarını Masalcı Nine’ye vermişler. Üzerine de bir not bırakmışlar. Notta; “Yeni Masal Battaniyen İçin” yazıyormuş. 
Köylülerin topladıkları iplerden kocaman bir battaniye ören Masalcı Nine çocuklara yine masal anlatmaya başlamış. Sonra ne mi olmuş? Bir çocuğun kazağını sökük görmüş Masalcı Nine. Sonra yeni battaniyeye bakıp gülümsemiş. Sizce ne yapacak dersiniz? Elbette düşündüğünüz şeyi... 
Nasıl? Sizin de içinizi ısıttı değil mi o battaniye. İsterseniz buna köy ve köy insanının güzellemesi deyin, isterseniz iyiliğin bulaştırıcılığı üzerinden dem vurun. Ama bana iyi gelen tarafı ve inanmak istediğim kısmı iyiliğin bulaşıcı olacağı kısmı. İmece usulü işliyor işte köyde. Hayatımın yaz tatili gibi kısa dönemlerinde köy hayatını deneyimlemiş şanslı azınlık içindeyim ve bu nedenle gördüklerim üzerinden rahatça söyleyebilirim ki çok güzel ve keyif verici bir şeydir işlerin imece usulü yapılması. Buğdaylar bu şekilde toplanır, hayvanlar bu şekilde otlatmaya götürülür ve bağ-bahçe işleri yine bu usulle yapılır. Yani o gün hangi kişinin işi yapılacaksa tüm köy halkı o işte yer alır ve sırayla tüm işler gün ve gün bitirilir. Erişteler böyle açılır mesela. Köydeki her kadın sofrasını ve oklavasını alır kime erişte açılacaksa o evin avlusunda toplanır. Ne kadar güzel değil mi? Erişteler açılırken sohbetler edilir, çaylar içilir ve ortak bir dayanışma ruhunun en güzel örnekleri verilir. Şehir hayatıyla kıyasladığınızda ve apartman hayatında yan komşusunu tanımayanları gördükçe (modern hayatın dayattığı iş yükü ve bireyselleşme ile birlikte) köy yaşantısının getirdiği bir iş bölümü sahiden çok güzel ve değerli kalıyor. 
Bir de işin masal kısmına gelelim. Pek çoğunuzun bildiği gibi köy yaşamı kendi alternatiflerini içinde taşır. Çocuklar için sundukları şehirdeki gibi değildir. Elbette kıyaslama tam anlamıyla iyi ve kötü üzerinden değil, sadece bu kitap özelinde beni alıp götürdüğü köy nostaljisi üzerinden yapılıyor şu anda. Elma ağacının tepesine çıkıp, dallarından ayaklarınızı sarkıttığınızı ve ordan kopardığınız elmayı yediğinizi hayal edin, neden bahsettiğimi göreceksiniz. Televizyon ve internet gibi olanak veya olanaksızlıkların(buna siz karar verin) olmadığı köy yaşamında masallar önemli yer kaplar, kendi çocukluğumdan biliyorum. Gece tüm çocuklar yatağında uzanırken aile büyüklerinden bir tanesi, masal anlatmaya başlar ve tam en heyecanlı kısmında “Kalanını yarın anlatırım, haydi herkes uykuya” sözleri ile kalakalırsınız hayal aleminizde. Şanslıydım çünkü amcalarımdan bir tanesi olan, Aydın amcam bize tam da bunu yapardı. Bu vesileyle onun bize anlattığı harika masalları ve o ortamı yeniden hatırladım. 
Masal Battaniyesi’ni okurken hem kendi çocukluğuma hem de köyün o güzel hayatına yeniden gidip geldim zihnimde. Tavsiye ederim. Söylediği ve çağrışım dünyanıza denk gelen tüm güzel anılarınız ve en çok da iyiliğin bulaşıcı olduğunu anımsatması üzerinden güzel ve kıymetli bir kitap. Bunca kötülük varken iyiliğe susamış bir toplum belki yine masallara sığınabilir. Orası güzeldir, adalet sağlanır ve iyiler kazanır. İyilik bulaşıcıdır oralarda. Hayal dünyamız gibi hayatımız da güzelleşir masallarla. Masal dinleyen ve anlatan herkesin çoğalacağı günlerle dolu olsun hayatlarımız o zaman diyeli mi? Masal tadında yaşamlar olsun çocukların önünde bir de, hem de en güzelinden, en iyimserinden…


Metnin Yayınlandığı Gazete


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder